askerlik görevimi bitireli 3-4 ay oluyor ve çarşı izinlerinde arayan uzun dönemlerin şafak söylemeleri olmasa hiç askerlik yapmamış gibiyim. böyle bir yazı yazmak geldiğimden beri aklımdaydı ama şu güne kısmetmiş. (“öğretmeniz bizden en iyi arkadaşımız hakkında bir kompozisyon istedi” tarzı bir giriş oldu, farkındayım idare edin.)
öncelikle kısa dönem askerlik, değerinizi bilmeniz gereken bir şey. bedelli askerlik yapma ihtimaliniz yoksa, sırf kısa dönem askerlik için okul bitirmenizi (birçok kişinin yaptığı gibi açıköğretim?) şiddetle öneririm. 15 ay orada yaşamak, askeriye’yi çekmek, sizden teknik olarak 15 ay alacak ama götürüsü muhtemelen birkaç yıl olur hayatınızdan. dolayısıyla bu yazıyı okuyan kısa dönem askerlik adayları, güzel bir haberim var. yırttınız.
acemilik
elinizde çantalarınızla arkanızda bıraktığınız sevgilinizi düşünürken ve bu durumla ilgili olası kötü senaryoların çeşitli varyasyonları hakkında sıkıntı yaparken, acemilik yaptığınız birliğe teslim olacaksınız. burada ilginç bir üretim bandı var. ordaki diğer askerlerin kılavuzluğuyla girdiğiniz binaya sivil olarak girip, asker olarak çıkacaksınız öncelikle. o binanın içinde saçınız sakalınız uzunsa kesilecek, üstünüzde sivil hayata ait bir şey kalmayacak, aynı andan iki koldan birden aşı olmayı (bu aşıların askerliğin ilk haftasında kabız yaptığı da söyleniyor.) hayatınızda ilk defa tecrübe edecek, o binadan çıkıp bağlamaya çalıştığınız 2 numara büyük botlar ve kamuflajla artık -bir süreliğine de olsa- hayatınızı yönetemeceğinizi fark edeceksiniz.
acemilik benim açımdan eğlenceliydi. genelde herkes acemiliğin zor geçtiğini söyleyeektir size ama askerlikte bana en yararlı zamanları acemilikte geçirdim. bu süre zarfında sorumluluk da almayacaksınız, kısa dönem olduğunuz için başınızda ki çavuşlar size dokunmayı bırak, bağırmaya bile korkacak. ve her şeyden önemlisi büyük ihtimalle bölüğünüz tamamen kısa dönem olacağı için, boş zamanlarınızda muhabbet edebileceğiniz insanlar olacak. ve güzel bir ekibe denk gelirseniz, o 1 aylık sürede güzel bir arkadaş grubu da edineceksiniz. ve hatta, uzun süre spor yapmamış bünyeniz, abur cubur’dan bir süre uzak duracak, her gün eğitimlerde sarfettiğiniz o kadar enerji ile oldukça güzel kilo da vereceksiniz. (ben gittiğimde 88 kiloydum, 1 ayda 78 kiloya düştüm, üstüne üstlük kendimi çok daha sağlıklı hissederek.)
bunlar acemiliğin güzel yanları. kötü yanları, istediğiniz zaman telefon edemeyeceksiniz. dış dünya ile iletişiminiz sıfır olacak. telefon etmek için, 5 dakika konuşabilmek için, 1 saat sıra bekleyeceksiniz. yaz döneminde giderseniz, soğuk bir cola içebilmek için yine 1 saat bekleyeceksiniz. (ama sıcak bir kola ile uzaklaşacaksınız kantin sırasından.) dışarıda bir sevgiliniz varsa muhtemelen onu hiç özlemediğiniz kadar özleyeceksiniz. kafayı kırıp not defterine mektuplar, “içerde yazdığım notları kitap haline getirdim pakize” triplerine de girebilirsiniz, tavsiye etmem.
***
19-20 yaşında çocuklara maalesef acemilik boyunca “komutanım” çekmeniz bekleniyor. acemilikte, çavuşlarla aranızı iyi tutarsanız iyi edersiniz. hemşeri muhabbeti yaparak, kantin sırasına girmeden hedef çavuşa sigara aldırabilir, yat saatinden sonra masa tenisi oynayabilir, ağrı çektiğinizde revir bürokrasisi ile uğraşmadan ağrı kesici edinebilirsiniz. dolayısıyla burası çok önemli, ben 30 yaşında adamım, 19 yaşında çocuğa mı komutanım çekicem diye bir şey yok, aranızı iyi tutun, sakata gelmeyin.
bir diğer önemli konuda botlar. “1 numara büyük bot al” tavsiyesini zaten orda burda çok alacaksınız. güzel bir tavsiye, ama fayda etmeyecek maalesef. ayaklarınız o botlara alışana kadar (kişiye göre değişmekle beraber 3 gün <-> 2 ay arası bir süre) o botlar ayağınıza vuracak. burada önemli olan nokta, ayağınızı temiz tutmak, vuran/şişen yerler için kremleri birliğe gitmeden edinmek.
otostopçunun acemilik çantası
- pudra (yazın gidiyorsanız oranız buranız pişik olacak.)
- bol bol krem. (yazın gidiyorsanız yanık kremi, hatta yanmadan işi çözeyim diyorsanız güneş kremi!)
- ıslak mendil, peçete (orada edinmek sıkıntı olabilir.)
- bol bol don/atlet. (orda size birkaç çift verilecek, çamaşırlar haftada bir toplanacak ama çamaşır filenizi bir daha bulamayabilirsiniz. eğitim yorgunluğu sonrası elde çamaşır yıkamak insanı öldürüyor.)
- kolonya/ya da güzel kokan bir şeyler. (güzel kokuya hasret kalacaksınız.)
- bir karton sigara (benim gibi bir tiryaki iseniz, acemilikte ilk gün atın dolaba. dolapta bir zulanız olmalı, düştüğünüz yere bağlı olarak sigara alamayacağınız günler ya da istediğiniz sigarayı alamayacağınız günler olacak.)
- sıvı sabun, şampuan. (bunlar genelde gittiğiniz yerde edinebileceğiniz şeylerden ama. 1 saat sıra beklemek, ya da hazırlıksız yakalanmak istemezsiniz. küçüklerinden birer tane atmak faydalı.)
- telefon kartı. (yurtdışını arayacaksanız şifreli telefon kartları var oldukça ucuza. ben amerikayla türkiyeden daha ucuza konuşuyordum.)
yukarıdaki liste sizi rahat ettirir. düştüğünüz yere bağlı olarak, bunları acemilikte de rahat rahat kantinlerden edinebilirsiniz. ama kantine gitmenize izin olmayan, ya da kantinde hiçbir şey olmayan yerlere düşebileceğinizi göze alarak hazırlıklı gitmekte fayda var.
rütbe
acemiliğinizin son ve en son keyifli zamanlarında onbaşılık ve geçerseniz çavuşluk sınavlarını alacaksınız. bunlara dikkat edin derim, sınavla seçimin ilgili olup olmadığı bilinmiyor ama ben ayrı ayrı notları verilmiş sonuçları bizzat gördüm, 1400 kişi olduğumuz celpten de 600 civarı kişi çavuş oldu. çavuş olmak size büyük bir şey kazandırmıyor, ayda 8 lira daha fazla maaş alacaksınız ve düştüğünüz bölükte erlere göre biraz daha fazla sorumluluk alacaksınız.
**ustalık ** askerliğin sıkıcı ama rahat döneminin başladığı zaman diliminin başı, usta birliğinize teslim olduğunuz gün. bizim hangi bölüğe düşeceğimiz 2 hafta içinde belli olmuştu. yemin töreninden sonra çakı gibi birlikten çıkıp 1(X) gün yol izninin tadını çıkaracaksınız. bu 24 saatlik dilimde sivil hayatın ne kadar güzel olduğunu farkedeceksiniz ama fazla kapılmayın, daha geçirilecek 4 ay daha var.
gelelim sorumluluk muhabbetine. usta birliğinize ilk vardığınız günlerde, skillset’inize göre bir iş verilmeye çalışılacak size. eğer uygun bir iş yoksa, yine çeşitli sorumluluklar alacaksınız. çavuş olursanız sorumluluğu yüksek işlerde bulunmanız daha yüksek bir olasılık. burada benim askerlikten beklemediğim şey; sorumluluğun aslında askeriye’de güzel bir şey olduğuydu.
ben ulaştırma bölüğünün bölük çavuşuydum. yazıcıyla beraber çarşıları ayarlar, haftasonu ve tatil günlerinde de “hangi göreve kim gidecek” planlamasını yapardım. bu herhangi bir oto bölüğünde alabileceğiniz en büyük güçtür. evet, bölük çavuşu olmak demek, bölükteki askerler sıçtığında senin azar yemen demek, evet bölük çavuşu olmak demek, görevlerden birinde sıkıntı yaşandığında yine senin azar yemen demek. Ama, bulunduğunuz bölükte böyle bir güce sahip olmanız, oradaki uzun dönem çocukların kaderini belirleyebilmek kesinlikle elinizde bulunmasını isteyeceğiniz bir güç. kimse size komutanım çekmeyecek, ama sürekli komutanlarla beraber çalışacak (belli bir süre elense-göte parmak) ve yine o uzun dönem askerlerin isteklerini/istemediklerini komutanları manipule ederek oldurabilir ve engelleyebileceksiniz. dolayısıyla, sorumluluk almanın iyi ve kötü yanları var. kötü yanı, ilk 1 ay sıkıntı çekecek ama işin piçliğini öğrendiğinizde, kalan 3 ay çook rahat edeceksiniz.
bizimle aynı bölükte bir kısa dönem arkadaşımız daha vardı. iş paylaşımında her şeyden kaçmayı başardı, bizim sıkıntı çektiğimiz ilk alışma döneminde adam “ye, iç, yat” takılıyordu ama maalesef askeriyede hiçbir şey yapmazsanız her şeyi yaparsınız. bu adam, askerliğin geri kalanının bir kısmında çaycı, bir kısmında araba yıkamacı oldu. kimsenin yapmak istemediği ayak işlerini yaptı. dolayısıyla, ustalıkta bir işi gözünüze kestirin ve alın en kötü.
uzun dönem askerler ayrı bir muhabbet. çocuklar daha. ve 15 ay orada geçireceklerken, senin gelip 5 ayda gitmeni kabullenemiyorlar gayet doğal bir şekilde. bu noktada laf dalaşı gibi şeylerden uzak durun. çok içli dışlı olmayın, çok uzak da durmayın. ince bir çizgi var samimiyet konusunda, o çizgiyi geçerseniz sıçtınız. zaten pek ortak bir yön bulamayacaksınız, içli dışlı olmak da zor.
komutanlarla aranız iyi olsun. komutanım diyin, yalakalık yapın, sizden daha az maaş alan birine çay vermek zorunuza gitmesin, gidin verin. ilk hafta verirsiniz, sonraki zamanlar ıslık çalıp çayı getirtirsiniz zaten, problem değil.
çıktıktan sonra…
“karıya” gidin ne bileyim :)
şaka bir yana, benim askerliğim çok rahattı. çok şükür, kazasız belasız atlattık. ben askere gitmeden önce bu tip blog yazılarını okuyup, askerlik hakkında fikir edinmeye çalışıyordum. maalesef sizin yaşayacaklarınız benimkilerle aynı olmayacak. belki daha fazla rahat edeceksiniz, belki de hayatını tehlike yaşadığınız bir yere düşeceksiniz. dolayısıyla her şeye hazırlıklı olun.
I have a story. A good one.
“We all make our choices in life, the hard thing to do is live with them”
şu girdinin tarihi; muhtemelen hayatımdaki en genç ve en özgür olduğum yaşlarda, günlerce/aylarca düşünüp ciddi anlamda istediğim bir şey için “hiçbir şey” yapmama kararı almama gelsin.
birkaç sene sonra, 30 yaş depresyonunda belki, geriye dönüp tekrar bakalım şu girdiye. dursun şimdilik kenarda.
python, unicode_tr, türkçe karakter destekli kucultme buyultme
python 2.x serisinde, her seyi unicode kullansaniz da, locale’yi tr_TR.UTF-8 olarak ayarlasaniz da, ı ve i harfleri için lower(), upper() ve capitalize() metodlari dogru bir sekilde calismiyor.
zamanında bunun icin bugs.python.org’ta bir issue acilmis ve İsmail Donmez, aslında sorunu tekrar etmeyen bir deneme ile sorunun olmadigini dahi belirtmis.
maalesef, cartman was not right.

konunun detaylarina girmeyecegim, ama guzel bir ozet burada mevcut.
su zamana kadar bu problemi cozmek adına python’i ilk ögrendigim zamanlarda yazdigim ufak bir sinifi kullaniyor(d)um, bugun isyerinde aynı problem ile karsilasinca built-in bir sinif olan unicode()’u extend edip bu problemleri cozen bir modul hazirladim.
basitce unicode string’leri unicode() degil de unicode_tr() ile init edip mevcut fonksiyonlarda ı-İ problemine maruz kalmadan islerinize devam edebilirsiniz.
kodlar ve ornekler burada.
lurker, mysql-python for humans
It’s a common fact that mysql-python just doesn’t have a good api. Since I play with it a lot, I have made a simple wrapper over python-mysql to make this experience better. It’s not rocket science, just added some caching options, configuration objects, built-in singleton support and more meaningful method names.
installation and a quick tutorial is up on the project page.